RÖPORTAJ

Hollanda’da Erasmus Yapmak

Bu yazımızda herkesin hayali olan erasmusu ve erasmusun kendisine kattıklarını Psikolog Derin Kubilay’dan dinledik! Hollanda’da erasmus yapmak eminiz ki birçok kişinin hayalidir. Bakalım acısıyla tatlısıyla Hollanda’da okumak nasıl bir şeymiş?!

Hollanda’da erasmus yapmak nasıl bir deneyimdi?

2 sene önce Erasmus ile Hollanda’da küçük bir kent olan Tilburg’a gitme şansı elde ettim. Her zaman Erasmus hayaliyle yanıp tutuşan bir gençliğim olduğu için Erasmus sınavını kazanıp Hollanda bileti baktığım o anın verdiği heyecanı asla unutamam. Şimdi dönüp baktığımda iki teker üstünde kat ettiğim yolları, dünyanın dört bir yanından gelen eşsiz insanlarla geçirdiğim zamanı ve gezdiğim Avrupa’nın kendine has şehirlerini gülümseyerek hatırlıyorum. Uzak doğu mutfağını Koreli bir arkadaşınızın hazırladığı yemeklerle keşfetmek, Şilili arkadaşlarınıza kahve falı bakmak yahut Türk kültürünü Avrupalı arkadaşlarınıza fotoğraflarla, dolmalarla ve türkülerle tanıtmak gibi deneyimler yaşayınca Erasmus ruhunu tam anlamıyla deneyimlediğinizi hissediyorsunuz. Özellikle okuduğum Tilburg Üniversitesi, Avrupa’nın en çok-kültürlü (multicultural) okullarından biri olup sürekli katılabileceğiniz aktiviteler yapan, insanlarla tanışabileceğiniz ortamlar yaratan ve kendi projelerinizi hayata özgürce geçirebileceğiniz bir sistem sunan bir yerdi. Bu yüzden geriye dönüp baktığımda Erasmus pek çok parçanın bir araya gelmesiyle harika bir resim oluşturuyordu: Psikoloji anlamında çok başarılı olan bu üniversite’de geçirdiğim akademik yaşam, tüm paramı tren biletleri ve müzelere harcayarak yaptığım seyahatler ve hepsinden öte tanıştığım olağanüstü insanlarla biriktirdiğim anılar. 

Hollanda kadar özgür bir ülkeye alıştıktan sonra Türkiye’ye dönmek nasıl hissettirdi? Kültür karmaşası yaşadın mı?

Hollanda’yı tanımlamak istesem kullanacağım kelimelerden biri kesinlikle özgürlük olurdu. Her tür düşünceyi özgürce söyleyebilmek, cinsel yönelimini saklamak zorunda olmamak, hangi kültürden, toplumdan, ülkeden gelirsen gel herkes gibi eşit haklara sahip olabilmek… Aslında bütün bunlar ne kadar doğal haklar; ancak Hollanda’ya gelen insanlar bu özgürlük karşısında büyüleniyor. Çok fazla kültür karmaşası yaşadığımı söylemem çünkü kendi ailem de pek geleneksek ailelerden değildir. Avrupai ve modern bir aile yapısına sahip olduğum ve İstanbul’da yaşayıp büyüdüğüm için aslında Hollanda’ya alışmakta hiç zorluk çekmedim. Türkiye’ye dönüp buraya alışmak ise zaman aldı. 

Hollanda’da günlerin nasıl geçiyordu? Öğrencilik hayatı hakkında söylemek istediğin şeyler var mı? Çok yoğun mu geçiyordu yoksa partilere gitmeye de zamanın kalıyor muydu? Yoksa derslere zamanın kalıyor muydu diye mi sormalıyız?

Hollanda’da her günüm aslında çok yoğun geçiyordu. Her alanda sosyal olmaya çalışıyordum: Gündüzleri dersler, haftanın belirli günleri gönüllü katıldığım bir psikoloji projesi ve akşamları da farklı arkadaşlarımla yaptığımız kültürel yemekler, sohbetler ve oyunlar… İnsanlarda genellikle Erasmus eşittir partiler gibi bir algı var, ancak benim Erasmus deneyimim kesinlikle böyle değildi. Tilburg Üniversitesi alanında tanınan, zorlu ve başarılı bir üniversite. Bu yüzden aldığım derslerin yükümlülükleri de ağır oluyordu. Ancak üniversite hayatımdan çok etkileniyordum: 6 dersimin 6 akademisyeni de farklı bir ülkeden geliyor, kendi deneyim ve kültürel birikimlerini dersle harmanlayarak bizlere çok değerli bir bilgi aktarımı yapıyorlardı. Bir diğer şaşırdığım ve çok beğendiğim nokta ise sınıftaki neredeyse her öğrencinin ne kadar aktif olduğuydu. Herkes sürekli tartışmalara katılıyor, hocaların fikirlerine katılmadığında özgürce dile getiriyor ve ders dışı etkinliklerde de faal oluyordu. Hollandalı gençlerin mükemmel bir dengesi var: Akşamları partileri asla kaçırmıyorlar, ancak sabahları erkenden kalkıp kilometrelerce koşabiliyorlar ve de en sonunda kütüphanede sabahın sekizinde çalışmaya başlayabiliyorlar. Hem çok çalışkanlar, hem de hayattan zevk alabilecekleri hiçbir anı kaçırmıyorlar. Üniversiteye sürekli bisikletle gittiğim için partiye gittiğim gecelerin ertesi sabahı olduğunda bisiklette yarı uyuyarak derse gidiyordum.

Hollanda’da bir öğrenci olarak ne gibi imkanların vardı? Hollanda’nın öğrencilerine sağladığı ayrıcalıklar var mı?

Bence tüm dünya üzerinde öğrenci olarak gidilebilecek en iyi ülkelerden birisidir Hollanda. Üniversitelerde pek çok alanda Dutch öğrencilerle eşit haklara sahiptik. Ülkenin yabancı öğrencilere sağladığı birtakım burslar da mevcuttu. Müzelerde, tren biletlerinde, hostellerde bazen öğrenci indirimlerinden de yararlanabiliyorsunuz: Öğrenci kartınızı göstermeniz yeterli.  

Hollanda’da hayat pahalı mıydı? 

Benim gittiğim zamanda euro 6-7 bandındaydı; şimdi ise döviz artışı yüzünden hayat daha da pahalı olmuştur. Bu soruya cevabım üzülerek evet. Tilburg şehri diğer şehirlere göre daha az turistik olduğundan ve öğrenci şehri olarak geçtiğinden diğerlerine göre daha uygundu. Ancak genel olarak baktığımızda döviz farkı yüzünden pahalı diyebilirim. Ancak hesaplı yaşamanın ve öğrenci tipi seyahat etmenin sırrını bulduğunuzda bu dezavantajın etkisini azaltabiliyorsunuz. Bu sırrı sizinle paylaşacağım: Olabildiğince kendi kaldığınız evde/yurtta yemek yapın. Ulaşım konusunda bisikleti seçin. Tren bileti alırken grup indirimlerinden yararlanmak için genellikle arkadaşlarınızla seyahat edin. Uçak biletlerini Ryanair’dan alın. Farklı ülkelerde hostellerde kalın veya couchsurfing ile şehrin yerlilerinde konaklayın (tabii nasıl couchsurfing’de güvenli konaklama sağlanır konusu için farklı bir yazı hazırlamak gerekir). Bütçenizi eşyalara değil, deneyimlere harcayın. Sonradan dönüp baktığınızda evinizdeki küçük Eyfel Kulesini değil, Paris’te yediğiniz salyangozu hatırlayacaksınız.  

Konaklamanı nasıl sağlıyordun? Bir dairede mi kaldın yoksa öğrenci yurtlarında mıydın? 

Hollanda’da genellikle öğrenci evleri ve yurtları var. Yurtlarda genellikle bir katta 5-13 arası öğrenci yaşarken, öğrenci evlerinde 4-5 öğrenci ile yaşıyorsunuz. Farkı şu: Benim kaldığım öğrenci evinde bir banyo, mutfak ve 5 oda vardı. Böylece herkesin kendi alanı olduğu gibi beraber yemek de yapabiliyorduk. Ancak öğrenci yurtlarında eğer bir katta 13 oda ve bir ortak mutfak varsa, o mutfağı 13 öğrenci ile paylaşıyorsunuz. Kendinize ait daha az bir alanınız olsa da çok daha fazla sosyallik imkânı sağlıyor. Ancak benim kaldığım öğrenci evi, yurtlara çok yakın olduğu için akşamları yurda bisikletle gidip arkadaşlarımla yemek yapabiliyordum. Bu noktada bisikletten de bahsetmem gerekiyor: Hollanda’da bisiklet tekerleri sizin ayağınız, bacağınız, her şeyiniz olacak! Kalacağınız süre için bisiklet kiralıyorsunuz, tüm şehirdeki ulaşımınızı (ev, kampus, şehir merkezi, partiler vs.) bisikletle sağlıyorsunuz ve trenle başka bir yere gideceğiniz zaman bile bisiklet parklarına park ediyorsunuz. Bu yüzden kalacağınız yerin kampuse uzak olmaması önemli. 

Unutamadığın erasmus anıların var mı? Biraz da eğlenceli anılarından bahsedelim.

Unutamadığım o kadar çok Erasmus anım var ki… Bisikletle 40 km yaparak Hollanda’dan Belçika’ya günübirlik geçtiğim gün mesela. Baarle-Nassau, Hollanda ve Belçika’nın sınırında olan çok ilginç bir yer. Kentin içinde çizgiler geçiyor ve bu çizginin bir yanı Hollanda kabul edilirken diğer yanı Belçika oluyor. Buraya kadar bisiklet sürmek yorucu ama inanılmaz bir deneyimdi. Çok fazla seyahat ettim; Amsterdam, Paris, Barselona, Brüksel, Prag, Viyana, Köln, Aachen… Hollanda’nın neredeyse yarısını gezdim; çok yer gördüm, çok insan tanıdım, çok hikâye dinledim. Cadılar Bayramında Amsterdam’da sabahladım, Hollanda’da bir trende mahsur kaldım, Almanya seyahatimi yapmak için param kalmadığı için botlarımı satarak tren biletimi satın aldım, Couchsurfing ile bir gezginin evinde kaldım, Paris’te kafedeki patronlardan kaçarken kendimi Louvre piramidinin yanında buldum, Viyana’da Belvedere Sarayı’nın önünde macerana dansı yaptım, Güney Amerikalı arkadaşlarımla halay çektim, Koreli arkadaşlarıma kahve falı baktım, Amsterdam’da partiden ve daha sonrasında uyuyakaldığım McDonalds’tan atıldım, Barselona treninde yanlış durakta indiğim için makinist treni durdurarak arkamdan koştu ve bana gideceğim durağı İspanyolca anlattı –tek yapabildiğim “si” diyebilmek oldu. Tek diyebileceğim, yaşadığınız her anın kıymetini bilerek yaşadığınızda ardınızda müthiş hikayeler bırakıyorsunuz.    

Turistlerin bilmediği ama yerlilerin bildiği Hollanda’da özellikle yapılması gereken, gizli kalmış şeyler var mı? Ne gibi tavsiyeler verebilirsin bize?

Hollanda, genel olarak Amsterdam şehri ile ünlü olsa da benim çok daha fazla gezmekten keyif aldığım küçük kentleri vardı. Mesela kesinlikle gidilmesi gereken yer: Giethoorn! Venedik ile Hobbit köylerinin bir birleşimi olan Giethoorn; yemyeşil yollar, yollarından arasından geçen kanallar, ahşap evler ve kendinizi cennette hissedeceğiniz inanılmaz tatlı bir dokusu olan kent. Onun dışında Den Haag, benim en beğendiğim şehirlerinden biriydi. Özellikle Kuzey Denizine bakan uzun sahilindeki kumlarda yürümek, diğer şehirlerde pek olmayan bir keyifti. Gezebileceğiniz çok farklı ve birbirinden sevimli şehirleri var: Bir diğer öğrenci şehri olan Utrecht, modern şehir Rotterdam, lüks bir butik şehir olan Breda, Den Haag’ın komşusu Leiden… Her cumartesi Hollanda’nın farklı bir şehrini ziyaret edip gezilecek müzeler, sanat galerileri ve tarihi yerler listenize tik atabilirsiniz. Nasıl ki Türkiye sadece İstanbul’dan oluşmuyorsa, bana sorarsanız Amsterdam da çok turistik bir şehir ve Hollanda’nın saklı incilerini görmek için yerel kentleri ziyaret etmek gerekiyor. 

Son söz…

Erasmus, beni pek çok açıdan çok geliştirdi. Entelektüel birikimim yaptığım felsefi, edebi ve politik birçok tartışma ile zenginleşti. Farklı kültürleri tanıma ve seyahat anıları biriktirmenin yanı sıra, bir Psikoloji öğrencisi olarak belirtmeliyim ki bu deneyim kişisel gelişiminize de daha derin bir boyut katıyor. Kendi yaşamlarını, kültürlerini, kurallarını, görüşlerini ve tabularını anlatan insanları dinlerken, daha önceden zihninizde olan genel geçer yargıların kırıldığını ve empati yeteneğinizin arttığını hissediyorsunuz. Başka bir ülkeye tek başınıza yaşamak için gitme kararı, hiç kolay bir karar olmamakla beraber üstesinden geldiğiniz zaman özgüveninizi inanılmaz derecede artıran bir karara dönüşüyor. Bağımsızlık, özgürlük, kendi ayaklarınızın üzerinde durmak ve cesaret gibi getirileri olmakla beraber birçok yeni sorumlulukla tanışıyorsunuz. Bu yolun farkında olmasanız da aklınızda pek çok kalıp bulunuyor: “ama Almanlar şöyledir… Çinliler hep böyledir…Brezilyalar asla şunu yapmazlar…” Geçirdiğiniz zaman boyunca, en çok duyduğunuz cümle “bu kişiden kişiye DEĞİŞİR!” oluyor: Çünkü herkes kendine özgüdür ve insanları genelleştiremeyiz. Bir diğer yandan ise düşündüğümüzden daha benzeriz: Evrensel pek çok duyguyu beraber paylaştık –bağlılığa verilen değer, ayrılığa duyulan hüzün ve ayrımcılığa hissedilen öfke gibi. Hangi kıtada olduğunuzun hiçbir önemi yok; hepimiz insanız. Kısacası, o uçağa binerken gittiğiniz kişi ile ülkenize dönen kişi arasında belirgin bir fark olacaktır. Farklı bir kendinizle tanışmaya hazır olun!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s